Haydar Doğan

Sitemize Hoş Geldiniz!

"Bu sitede, hakkımda yayımlanan haberlere, fotoğraflara ve videolara ulaşabilir; kaleme almış olduğum yazıları okuyabilirsiniz."

You are here:

Spor ve Gençlik

e-Posta Yazdır PDF
Genç sözcüğü, Latince’de büyümek olgunlaşmak anlamına gelen “adolescere” kökünden gelmektedir. Batı literatüründeki “adolescent” sözcüğü karşılığı olarak kullanılan bu sözcük, yapısı gereği bir durumu değil bir süreci belirtmektedir. Bu süreç ilk ergenlik belirtilerinin başladığı 12 yaşından büyümenin...
 durduğu 21 yaşına kadar olan zamanı kapsar. İngilizce’deki “teenage” sözü de 13-19 yaşları arasındaki gençlik dönemini belirtmek için kullanılır.

Birleşmiş Milletler Örgütünün tanımına göre genç, 15 ile 25 yaşları arasında, öğrenim gören, hayatını kazanmak için çalışmayan ve ayrı bir konutu bulunmayan kişidir. Gençlik çağı üç alt döneme ayrılabilir. 12-15 yaşlar arası ilk gençlik, 15-21 yaşlar arası delikanlılık ve 21-25 yaşlar arası uzamış gençlik ya da yüksek öğretim gençliği. İlk gençlik dönemi, ergenlik olarak da isimlendirilir ve olumsuz davranış ve tepkilerin yoğun olduğu bir dönemdir. Delikanlılık döneminin belirgin özelliği ise kendine güvensizliktir. Gençlik, çocukluk ile erişkinlik arasında yer alan, biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan bir gelişme ve olgunlaşmanın yer aldığı yaşama hazırlık çağıdır. Türkiye nüfusu son nüfus sayımı sonuçlarına göre 70 milyona yaklaşmıştır. Bu nüfusun %60'nı ise 25 yaşın altındaki çocuk ve gençler oluşturmaktadır. 2000'li yıllarda ülkemiz nüfusu içerisinde, sadece gençlerin sayısının 20 milyon civarında olması beklenmektedir. Bu anlamda gerçekten genç bir toplumuz. Unesco'nun tanımına göre gençlik, cesaretin çekingenliğe, serüven isteğinin rahata üstün geldiği çağdır. O nedenle de son derce hassas ve toplumun geleceği açısından kontrol ve yönlendirilmesi en çok önem taşıyan sosyal kategorisidir.

Gençlik, her yerde her zaman coşkulu, atılgan ve çalkantılı bir çağ olarak görülmüştür. Ünlü filozof Platon gençliği ruhsal sarhoşluk olarak adlandırırken, Aristoteles gençleri vurdum - duymaz yaratıklar olarak niteler . Gerçekten gençlik çağı bunalımlar, öfkeler, çatışmalar ve kaygılar dönemidir. Kendi kendisiyle ve çevresiyle sürtüşme ve savaşma dönemidir. Ancak yalnız olumsuzlukların toplandığı bir çağ değildir. Gençlik tatlı hayallerin, tutkuların ve idealizmin filizlendiği, sıkı arkadaşlıkların, ilk sevgilerin yaşandığı dönemdir. Yeniliğe ve ileriye doğru atılımların yapıldığı, kendini kanıtlama ve kendi kimliğini arayıp bulma çabalarının yoğunlaştığı dönemdir. Gençlik, tarihin her döneminde toplumların en enerjik ve en yaratıcı katmanı olmuştur ve toplumların geleceğinde belirleyici rol oynamıştır. Bu nedenle gençlik geleceğin güvencesidir. Ancak ne ekersek onu biçeriz. Eğitilmiş, sağlıklı, katılımcı bir gençlik olmadan gelişme başarılamaz.

Gençler, tutkuludurlar.  Huysuz ve öfkelidirler. Kendilerini iç tepkilerine kaptırır, tutkuların kölesi olurlar. İsteklerinin önüne dikilen en küçük engele bile katlanamazlar. Aynı zamanda eli açık ve iyilikseverdirler; çünkü aldatılmamışlardır. Yüksek amaçları ve hayalleri vardır; çünkü daha yaşamın sillesini yememişler, koşulların sınırlayıcı etkisini öğrenememişlerdir . Gençlik çağı, sigara, içki, uyuşturucular, değişik arkadaş grupları vb. pek çok şeye merak ve eğilimlerin var olduğu bir dönemdir. Eğitim, bu merak ve eğilimlerin tehlikeli boyutlara dönüşmeden tatmin edilmesi ve atlatılmasının tek yoludur. Eğitim bu amacını gerçekleştirebilmek için çeşitli araçlar kullanır. Spor ise, bu araçlar içerisinde gençlere ulaşabilmenin en kolay ve belki de en etkili olanıdır. Çünkü sportif çalışmalar, gençlere, enerjilerini, onların sağlığına katkıda bulunacak şekilde kullanma olanağı yaratırken kurallara uymayı, birlik, dayanışma, işbirliği ve paylaşma ilkelerini yerleştirerek bireyin topluma uyumunu sağlar. Bu yolla gençler bir yandan başarı için sabır, özveri ve disiplin içinde çalışmanın gerekliliğini diğer yandan yenilgiyi kabullenmeyi ve kendinden daha iyi olanı takdir edebilmeyi öğrenir. Eşit şartlar içinde aynı kurallarla kendini tanıma ve tanıtma deneyimini yaşar. Ayrıca kendine güven, cesaret, macera ve arkadaşlık duygularını tatmin edebileceği güvenilir bir ortamda vakit geçirmiş olur.

Çocukluk çağından ergenlik dönemine geçildiğinde dergi, kitap okuma, sporla uğraşma, sinemaya gidiş, güncel olaylar en ilgi çeken konulardır . Özellikle 15 yaş, hemen hemen bütün atletik etkinliklerle ilgilenme çağıdır. Bu yaşlarda oyun yaşamı önem kazanır. Danslarda, sportif etkinliklerde yarış yapmaya ilgi artar. Daha sonra ise, yani 18 yaşlarında örneğin buluşma, toplantı, parti, dans boş zamanların çoğunu kapsar, yüzme, uzun süre ilgi çeken bir spor dalı olarak kalır. Ergenlik döneminin sonlarına doğru, daha önceki etken ilgiler edilgen duruma gelir. Örneğin ergenlik döneminde sportif etkiliklere etkin olarak katılan genç, artık sporu seyretmekten hoşlanır. 1985 Dünya Gençlik yılında üç slogan BARIŞ-KATILIM-GELİŞME on yıl süreyle uygulamaya konularak 1995'e kadar Birleşmiş Milletler üyesi olan ülkelere hedef olarak öngörülmüş ve bu üç sloganı en iyi gerçekleştirebilecek olan spor organizasyonlarının sayı ve çeşidinin arttırılması istenmiştir.

Gençlik toplumsal olarak çeşitli biçimlerde sınıflandırılabilir. Örneğin, yerleşme biçimlerine göre: köy gençliği, kasaba gençliği, kent gençliği, metropolitan bölgeler gençliği. Cinsiyet ayrımına göre kız ve erkek gençlik. Ayrıca uğraşı alanına göre de, çalışan gençlik, okuyan gençlik, işsiz gençlik gibi. Hangi sınıflandırmada yer alırsa alsın gençlik evden uzaklaşma ve topluma açılma çağıdır. Hayranlıklar ve tutkular çok sık görülür. Bir şarkıcıya, bir sinema oyuncusuna, bir sporcuya veya genç bir politikacıya hayranlık duyarak ona benzemeye çalışır. Arkadaşlık ilişkileri her şeyden önemlidir. Teke tek arkadaşlık, okul arkadaşlığı, mahalle arkadaşlığı, takım arkadaşlığı gibi değişik arkadaşlıklar kurulur. Arkadaş grupları genellikle aynı sosyo-ekonomik ve kültürel yapıya sahip kişilerden oluşur. Bu, ortak yönleri çok olan gençlerin bir araya geldiğini gösterir. Spor branşlarındaki takım arkadaşlıklarında ise bu kuralın bozulduğu, sahip olunan spor becerisinin ortak yön olarak ön plana çıktığı görülür.

Arkadaşlık yüzme gibi ne kadar erken başlarsa o denli kolay gelişen bir yetenektir. En sağlıklı bir ailenin bile çocuğa veremeyeceği tek şey arkadaşlıktır. Aile ancak çocuğa uygun oyun ve arkadaşlık ortamı yaratarak yardımcı olabilir. Arkadaşsızlığın yarattığı yalnızlık ve eksiklik duygusunu aileden gelen sevgi gideremez. Arkadaşlarca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının önemli bir koşuludur. Genç bu ilişkilere girerek zekasıyla, spor ve sanat yetenekleriyle kendini kanıtlar. Gençler için bir arkadaş grubuna girmek ve bir arkadaş grubunda kalabilmek o kadar önemlidir ki, genç bunun için pek çok şeyi göze alabilir. Kavga etmek, hırsızlık yapmak, içki ve sigara içmek vb. Çünkü genç için toplumun ne düşündüğü değil, arkadaş grubunun ona verdiği değer önemlidir. Bu nedenle gençlerin içinde bulunduğu davranışlar, her gencin ailesi tarafından da, arkadaşlarının çocuğunu ayartması şeklinde değerlendirilir. Ve genç arkadaş grubundan koparılmaya çalışılır.

Ana babalarının sandığının tersine bir genci arkadaşları ayartmaz, çoğunlukla genç kendi eğilimine uyan gençleri arar bulur. Okuldan sık sık kaçan gençlerin ortak bir özelliği vardır. Hepsi de okulda başarısız olan gençlerdir. Genel bir kural olarak gencin ailesiyle çatışması büyüdüğü oranda arkadaş kümesinin ayartıcı etkisine kapılma olasılığı artar. Gençler oluşturdukları arkadaş gruplarında bir davranış sapması göstermeseler bile erişkinlerin tepkisi çekerler. Gürültülü müzikleri, umursamaz tavırları, aykırı kılıkları ve değişik saç biçimleriyle erişkinlerce yadırganır, küçümsenirler. Gerçekten bugün bir gençlik alt kültürü oluşmuştur. Gençleri arkadaş kümelerinden ayırmak yerine kümeleşmeyi desteklemek ve örgütlemek gerekir. Gençleri takım sporlarına, gençlik merkezlerinde çeşitli uğraşlara yönelterek olumlu sonuçlar alınabilir. Bir mahalleye dikilecek iki basket potası o çevrenin gençlerini aylaklıktan kurtarabilir . Davranış bozukluğu içine giren genç sadece ailesi için üzüntü kaynağı değil aynı zamanda toplumun geneli için de sorun olmaktadır. Bu nedenle aileler, resmi kurumlarla işbirliği yaparak gençlere spor yapabilecekleri ortamları hazırlamaları gerekir. Gençlik sporları resmen organize edilmiş, yetişkinler tarafından desteklenen ve yarışmayı da kapsayan programlar şeklinde düzenlenerek, gençlere çok yönlü deneyim ve tatmin olanağı sunulmalıdır. Organize edilmiş spora katılımın sosyalleşme konusunda önemli olduğu, spor yapmanın karakter oluşumu, manevi değerlerin gelişimi ve iyi vatandaşlık özelliklerinin oluşumuna katkıda bulunduğu günümüzde yaygın olarak kabul görmektedir.

Gençlerin topluma sosyalizasyonunun en başarılı biçimde gerçekleşmesi, gence verilen ideallerin ve kültürel değerlerin gence benimsetilmesine ve bu ideal ve değerlere ulaşmayı sağlayacak olan sosyal yapı kurumlarının düzenli işleyebilmesine bağlıdır. Sadece idealler verilip de o ideallere ulaşmayı sağlayacak araçların yeterli olup olmaması, düzenli çalışıp çalışmaması üzerinde durulmazsa, sosyalizasyon süreci başarılı olamaz. Bu durumda gençler ya kendi başlarına o hedefe ulaştıracağını sandıkları sosyal yapıyı kurmaya çalışırlar ya da sadece hayallerle yaşarlar, gerçeklikten uzaklaşırlar. Gençlerin spora katılımı etkileyen konular olanak sağlanması, aile ile olan ilişkiler, arkadaşlarıyla olan ilişkiler, medyanın rolü ve bölgesel koşullar olarak sıralanabilir. Gençlik sporlarının organizasyonunda gençlerin ilgileri, cinsiyetleri, sosyo-ekonomik durumları ve coğrafi koşullar göz önünde bulundurulmalıdır. Eğer gençler iyi organize edilmiş sportif aktivitelerde yer alırlarsa kontrolleri daha kolay sağlanır. Ülkemizde bugün, gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerinden sorumlu Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü teşkilatı bulunmaktadır. Gençlikle ilgili hizmetler bu genel müdürlüğün içinde küçük bir daireye görev olarak verilmiştir. Asıl üzüntü veren olay ise; 1989 yılında çıkarılan bir kanun hükmündeki kararname ile kurulan bu daireye, sadece bir daire başkanlığı kadrosu verilmiş, bunun dışında gençlik hizmet ve faaliyetlerini yeterince yürütecek profesyonel ve uzman kişilerin atanmasını sağlayacak kadro verilmediğinden büyük zorluklarla karşılaşılmıştır. 1969 yılında Cumhurbaşkanlığı tezkeresine dayalı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı kurulmuş ise de 1983 yılı aralık ayında, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı birleştirilmiştir. Mevcut durumun gençlerin spora katılımı konusunda yetersiz kaldığı ortadadır. Aileler, özel kuruluşlar ve yerel yönetimlerin gençlik sporları için önemli katkılarda bulunması gerekmektedir. Ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yeniden kurulması gençlik ve spor hizmetlerine işlerlik kazandırmak için yeniden gündeme alınmalıdır. Günümüzde bütün ileri, uygar ülkeler gençlik ve spor etkinlikleriyle ilgili büyük emek ve paralar harcamaktadırlar. Gençliğe yapılan tüm yatırımlar aynı zamanda toplumların geleceklerine yapmış oldukları yatırımlardır. 
Son Güncelleme ( Salı, 29 Eylül 2009 06:17 )  
Free Web Counters