Haydar Doğan

Sitemize Hoş Geldiniz!

"Bu sitede, hakkımda yayımlanan haberlere, fotoğraflara ve videolara ulaşabilir; kaleme almış olduğum yazıları okuyabilirsiniz."

You are here:

Nazimiye Efsaneleri

e-Posta Yazdır PDF
Düzgün Baba Efsanesi
Şah Haydar Seyyit Mahmud-i Hayrani'nin oğludur. Zeve yakınlarında bulunan Zargovit tepesinde hayvanlari otlatmak için bir ev yapar. Burada hayvanlari ile mesgul olur. 

Kisin zemherinde keçilerinin gayet güzel beslendiklerini gören Seyyit Mahmud-i Hayrani "Acaba sah Haydar bu kisin ortasinda bu hayvanlara ne yediriyor ki hayvanlar bu kadar güzel besleniyorlar. "Diye merak eder ve sah Haydar ile hayvanlarin bulundugu yere gider. Bir de bakar ki sah Haydar elindeki çubugu hangi mese agacina degdiriyorsa agaç hemen yeseriyor.Taze süsleniyor,keçilerde bu filizlerden yiyerek besleniyor. 

Seyyit Mahmud-i Hayrani durumu görünce sesini çikarmadan geri dönmek ister. Ancak o sirada bir keçi,bir kaç kez üst üste hapsirir. sah Haydar da ne oldu Babam Dervis Mahmud'umu gördün ki bu kadar hapsirirsin, der ve arkasına baktığında babasının kendisine görünmeden gitmek istediğini görür. 

Babasına bizzat ismi ile hitap ettiği için utanır mahcup olur.Mahcubiyetinden kaçıp halen Düzgün baba dağı olarak söylenen bir tepeye çıkar ve burada mekan tutar.(Rivayet olunur ki şah Haydar babasına ismen hitap ettiği için Mahcubiyetinden ötürü kaçtığı zaman ayağında kışın karda giyilen hedik veya lekan varmış.Bu hediklerle Zargovit'den Düzgün Baba tepesine kadar (takriben 5km) üç adım atmış bastığı her yerde hedikler taşa iz bırakmış ve bu izler hala durmaktadır. 

Bir iki gün eve gelmeyen şah Haydar'ın annesi endişelenir. Durumunu öğrenmesi için babasına rica eder. O da yanındaki müritlerine gidin bakın bakalım bizim şah Haydar ne alemde? der. 

Müritlerinden birkaç kişi bu 2450 m. yüksekliğindeki dağın tepesine çıkar şah Haydar ile görüşürler. Durumun iyi olduğunu her hangi bir sorununun olmadığını öğrenirler ve tekrar Zeve'ye dönerler. Seyyid Mahmud-i Hayrani'ye durumu düzgündü merak edilecek herhangi bir şey yoktur.Selam ve hürmet eder ellerinizden öper derler. Bugün de dahi halk şifa bulmak için Düzgün Baba'ya gider adaklar adar ve ziyaret eder.

Gelin Selalesi
Nazımiye ilçesinin Dereova Bucağı 'nda geçen bir söylencedir. Köye yeni gelen gelin elinde bakracıyla koyun ve keçilerini sağmaya gider. Sütü sağar ama, son keçiyi sağarken keçi bakraca bir tekme vurur ve süt dökülür. Gelin bu duruma çok üzülür. Çevresi tarafindan beceriksiz bir gelin olarak tanınacağı ve kaynanasından azar işiteceği korkusuyla eve dönemez. Gelini merak eden kaynana sütün sağıldığı yere giderek gelini çağırır. Ama kimse yanıt vermez. Gelin de korkusundan bakraca su doldurup evin bir köşesine bırakır. Yüzünün ak çıkması içinde Tanrı'ya dua eder. Kaynanası sütü almak için bakraca yöneldiğinde su dolu kova bembeyaz süt kesilmiştir. Şelale o zamandan beri daha da çoşmuş ve gür bir şekilde akar.

Bu söylence insan onurunun önemini vurgulaması açısından ilginçtir. Tanrı'nın, gelinin onurunun kırılmaması için suyu süt yaptığına inanılır. 
Son Güncelleme ( Salı, 29 Eylül 2009 03:04 )  
Free Web Counters